2 Nisan 2010 Cuma

Raylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına

bazen, kendime yetemiyorum.

şınav dediğim sınavlar bitti. fakat ne başlar, ne biter; bilemedim. nerede başlar bitiş, öğrenemedim.

sana/bana seni/beni bana/sana unutturacak kuyumlar, cevherler, 'yalnızlıklı pişmanlıklar' bırakıp alıyorum bir yudum daha.

ve kırılıyor bağa, kırılıyor dumandaki ben. çünkü yolcusuz trenlere çikolata yediriyorum, çünküçünkü.. neyse.




Deli dolu bir akşam vakit ayrılık
Saatler yalnızlığa dönüyor mağrur
Yabancı düşler kalmış dünden geriye
Yürekler pişmanlığa çarpıyor mağrur.

Adımı anamazsın, yoluma çıkamazsın
Gönülden sevemezsin sen
Geçmişi silemezsin, rüyama giremezsin
Gerçekten sevemezsin sen.

Beklenen ölümlerin kaçışı olmaz
Bir yıldız bilinmeze kayıyor mağrur
Ben sürgünüm sen durgun kaçak bu sevda
Dilim hep elvedaya dönüyor mağrur.

Haykırsam duyamazsın, çağırsam gelemezsin
Yürekten sevemezsin sen
Zor günde aramazsın hiç yalnız kalamazsın
Korkusuz sevemezsin sen.

"Öyle bir küsüp gidişin vardı ki
Seni vicdansız, insafsız, kitapsız..."


Hiç yorum yok: